Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
[x]

deviantART

 

CheckMate

Mon Jan 8, 2007, 3:57 PM
Hayatın matematiği her yerde, hiç fark ettiniz mi? Enlemler, boylamlar, çaplar, açılar, ağırlıklar, mesafeler, oranlar…
Her alanda milyonlarca tür olamasına rağmen hepsinin kendine has, sadece onun sahip olabildiği özel bir özelliği var… Nedir biliyor musunuz?..
Bir insanın, hayvanın, taşın, toz zerresinin, o zerrenin molekülünün; o anda bulunduğu noktada olması… Başka hiçbirşey o anda ondaki bu özelliğe sahip olamaz… Tı;pkı fotograftakiler gibi değil mi?
Eski resimlerinize bakar ve şöyle dersiniz “Hey ben o anda oradaydım, ben o anı yaşadım”
Bir de şöyle düşünün; ben bir kapıyı açar içeri girerim ve o kapı geçmişte kalır. Ta ki; ben o kapıdan çıkana kadar… Çıkmak için tekrar kapıya giderim kapı şimdiki zamana ulaşır, açar çıkarım ve kapı gene geçmişte kalır… Hey, bu inandırıcı gelmedi mi? Bir de şöyle düşünün; ben bir sigara yakarım ve sigarayı attığımda o sigara tarih olur…
Evet benimde kafam karıştı, o zaman kafa karıştırmaya devam…
En küçük parçacıkların bile sahip oldukları bir özellikten bahsediyorduk… “O anda o noktada bulunma” özelliği, zaman akı;p gidiyor fakat o noktada bulunma süresi o parçacığın hareketine bağlı…
Ne diyorlar? “Hiçbirşey yoktan var olmaz, vardan yok olmaz…” O halde; zamanın durduğunu ve maddenin değiştiğini düşünelim… Şu tarih olan sigarayı ele alın, o anda o noktadaydı. Yanmasıyla beraber zaman ilerledikçe biraz daha küçüldü… Yok mu oldu? Tabiki “hayır” “kül” oldu… Bu kez de; o “kül” o anda o noktada olma özelliği kazandı…
Sormak istediğim “zamanı ya da bulunduğumuz mekanı gerçekten birileriyle paylaşıyor muyuz?..”
Sivrizekalı birkaç arkadaş “hey ben eşimle paylaşıyorum, hey ben de bilmem neyle” diyebilir…
Eee be sivrizeka! Örneğin; ikiniz aynı anda aynı koltuğa aynı şekilde oturabiliyor musunuz? Hihihi, şu koltuğu “klozet” yapalım, inandırı olsun…
Ben çok düşündüm, kafayı mı yedim ne? Bence Nihat Doğan’ın dediği gibi “hiçbir Allah’ın kulu, hiçbir dünya üzerinde,” (benim Seda’ma) hiçbir kimseyle ne zamanı ne de makanı paylaşıyor… Dünya üzerinde “yedi milyar” insan varsa; siz, kaçını tanıyorsunuz? ya da dünyanın her karışına ayak bastınız mı?
Demem o ki; zamana ve mekana hakim olunamaz… Seni gidi fani…
Kolonlansan “o“ sen mi olacaksın? Kolonunnun gözleriyne ne gördüğünü görebilir misin? Seni aciz şey…
Bilimadamları bir deney yapmışlar…
Işığın güç kaynağı olmadan aydınlatmaya devam edebileceğini ispat için…
Efenim deney şöyle… Bir odaya giriyorlar ve bir lamba takıyorlar düzenekleri hazırlayabilmek için, her neyse; güçlü bir projektör yerleştiriyorlar (lazer gibi düz boru şeklinde ışık üreten bir projektör) Tam karşısına içi özel bir gazla dolu (gazın adını unuttum) uzunca bir silindir tüp koyuyorlar…
Haydi BISMILLAH! Lambayı söndürüp projektörü çalıştırıyorlar, projektörü kapattıklarında tüp içerisindeki fotonların birbiriyle çarpışarak kısa bir süre daha ışık saçtıklarını tespit ediyorlar… (bence de mantıklı;)
Onların dediklerine göre; bu kadar değil!.. Bu deneyi yaparken fark edemedikleri başka bir şeyi, deneyi incelerken fark ediyorlar… Onlara göre; bu fotonlardan daha büyük bir tespit (onlara göre diyorum bunu bilimadamları kabul ediyor, ama benim kalın kafam bir türlü almıyor işte)
Şimdi efenim; onları şaşkına çeviren bu yeni keşfin adı “ışığın iki noktada aynı anda olabilme özelliği...”
Şöyle ki; ışık kaynağı projektör demiştik, gazla dolu bir tüp vardı… Efenim karanlık oratanda projektörü çalıştırıyorlardı ya… Hah işte, fark ettikleri şey projektörü çalıştırdıklarında, projektörün çıkma noktasında bulunan ışıkla, tüpten geçip yirmi metre ilerideki bir noktada beliren ışığın aynı ışık olduğuymuş… Peh, yani ışık aynı zaman dilimini içerisinde (salisenin bilmem kaçta kaçıdır bu) iki ayrı nokta aynı anda bulunabilmesi…
Ben yukarıda ne anlattım size? Buna hemen inandınız…
Ben inanmadım, çünkü; bu adamlar salisenin bilmem kaçta kaçını ölçüyorlar ama demek ki yeterli değil “hey bilimadamları yavaşsınız kardeşim, ışığa göre hemde çok yavaşsınız…”
Hmmmm bi düşüneyim!.. Belki de ışık, zamana göre çok yavaştır, bu da mümkün… Tamam üçyüzbinkmsn (böl 1 saniyeyi şöle astronomik bir rakama) Işık zamana yetişsin de görelim… Mutlaka, projektör çıkış noktasındaki ile yirmi metre ilerideki ışık, farklı astronomik milisaliselerde yer alacaktır…
Pafküf beni inandıramadınız kardeşim, tamam ben hiç anlamam… Ama akıl yürütebilirim sanırım, müsadenizle tabi…
Eyvallah kütle ışınladınız inandık, ama her şeye de inanırsak bizim yerimize hep başkalarının düşünmesini kabul etmiş olmaz mıyız?.. Ayrıca o kütle eş zamanlı ışınlanmadı…
Üff valla kafam patladı neredeyse!.. Eeee yorum sizin, ama bir felsefeniz olsun…
Hey gidi insanoğlu; el örmesi kazak görseniz bu iple örülmüş dersiniz, ama her el örmesi kazak aynı desene aynı renklere sahip olsa da; o ip aynı ip değildir… Çünkü o ip bir kere kullanıldı ve “hey bu onun aynı” dediğin kazakta değil…
Şimdi siz de hayatınız örün bakalım.. Benimki iki ters bi düz…
İki ters, bir düzü götürür bu oyunda… Sizce ben oyunu kazandım mı?.. Söyleyin bakalım…
???......
written by M. Barış ATILGAN [(01:22) 09 Ocak 2007]

  • Mood: Rant

Devious Comments

love 0 0 joy 0 0 wow 0 0 mad 0 0 sad 0 0 fear 0 0 neutral 0 0
No comments have been added yet.

Journal History

Site Map